TaBu Oyunu


Bi aralar feci şekilde takmıştık bu oyuna kafayı. Arkadaşlarla toplanıp toplanıp bu oyunu oynuyoduk. Özellikle de oyunda B.Bee ve Osyy ikilisi varsa, sırf onların diyaloglarına şahit olmak için bile oynanırdı bu oyun. Bi gün yine toplanmışız oynuyoruz, sıra bunlara geldi:


Kelime : Balayı

B.Bee : Annenin kocası (mevzuya derin yerden girecek)
Osyy : Kim o? Amcam mı?
B.Bee : Yuh be annenin kocası kim?
Osyy : Kiiimm??
B.Bee : Baban ulan baban!
Osyy : He doğru. Babamı karıştırma şimdi!
B.Bee : Neyse başka yerden gireyim ben.. Büyük, iri bi hayvan?!
Osyy : Deve, fil, ayı
B.Bee : Heh ayı. Ne yer bu?
Osyy : Yemek.
B.Bee : Ulan ne yemeği sever?
Osyy : Bal
B.Bee : Evet! Birleştir şimdi ikisini.
Osyy : Ballı ayı!
B.Bee : Yuh ayı!
Osyy : Ballı baba!
B.Bee : Pas ulan passs.. Bilemicek bu hayvan!


Nette bu konuyla ilgili araştırma yapınca bunun kadar komik diyaloglara rastladım ve pek tabi sizinle paylaşmaya karar verdim :)



Kelime: Demeç

- Ben şimdi masada oturdum veriyorum
- Nası yaaa ??
- Ya işte masada oturdum fotoğraf çekip yazı yazan tiplere veriyorum.
- Neee???
- Ya alla alla masada oturdum böyle herkese veriyorum!
-....
- Pas be pas! of.. demeçti.


***


Kelime: Repertuar
(Anlatan, şarkı söylemeye meraklı bir hatundur ve kelimeyi görür görmez bu özelliğini iyi bilen hatun arkadaşına dönüp sorar:
- Benim neyim geniş?
- Kalçan!



***



Kelime: Travma
- Hani düşüp kafanı kaldırım taşına vurursun da bi şey geçirirsin?
- Film şeridi?
Grup: Çüşşşşşşşş!



***



Kelime: Diz

- Pantolonu nereye giyeriz?
- Bacağa?
- Hah. Bacaklarımızın ortasında ne vardır?
- Oha!


***


Kelime: Telepati

-Hani ben sana bir şeyi anlatmaya çalışıyorum ama sözle değil beyin dalgalarıyla falan...
-ihihih neydiiii.. teletabi..!
-Tamam tele'si kalsın, kedilerin eline ne denir?
-Buldum telepençe!
-Offf beee bi kere de bil be...



***


Kelime : Mısır

- Keops nerede?
- Etiler!!
- Allah cezanı vermesin!!



***



Kelime: Kafeinsiz Kahve (Son saniyeler)

- Yuhhh be, bunu nasıl anlatacam. pas. (Zaman biter)
- Kelime neydi?
- Kefensiz kahpe...
- Neeee???
- Pardon.. kefensiz kahve...
(Digerleri karta bakar, grup kopar)


Daha da uzayıp gidiyo bu geyikler :)) Ama birebir yaşanınca daha bi komik oluyo, tavsiye ederim efenim :)

Sevgili Günlük

Günlük defteri; hayatın bir döneminde, daha çok kızların merak saldığı ve en az 1 tane yazılmak süretiyle tarihin tozlu raflarına kaldırılmış, o raflardan tekrar indirildiğinde insanın o dönemdeki salaklığını acımasızca yüzüne vuran, bi nevi argüman niteliğindeki objelere denir.

Ben günlük yazmaya 8-9 yaşlarımda başlamışım. O zamandan beri içimde bi yazma isteği tezahür etmekte imiş demek ki.. Her neisee, geçen gün elime tam 8 yaşındayken yazmış olduğum, yırtılası, yok edilesi günlüğüm geçti. Her sayfada, o zamanlardaki zekamdan ve benliğimden, beni şüphe içine düşürecek ifadelerle karşılaştım ama beni en çok kopartan şu satırlar oldu:


"....Biliyor musun günlük, beni kimse sevmiyor. Sadece annem, babam, ananem, babannem, dedem, amcam, dayım, yengem, halam, ebru abla, vıttırı teyze, zıttırı amca...."



Oha lan denyoo daha kim sevicekti seni?!? :)) Koptum ya, bütün herkesi saymışım ve hala yetinmemişim. Sen o zamanlardaki haline şükretsene be kızım!

Esas şimdi biliyor musun blog, beni kimse sevmiyor.. Sadece annem, babam, ananem, babannem, dedem, amcam, dayım, yengem, halam, ebru abla, vıttırı teyze, zıttırı amca.... ehueheuehe


En dipten not: Bi de 1 nisanda günlüğe şaka yapmışım. "günlük" yazısını tersten yazarak "Sevgili külnüg" diye giriş yapmışım :)) Allah beni kahretmesinn emi!

Arkadaşım, yoksa sen arkadaşım olmayabilir misin?


Dün gece feysteki hesabımı dondurdum, emesen deki tüm arkadaşlarımı engelledim, telefonlarımı sessize aldım.. "Ee neydi amacın gülüm?" diye soracak olursan, merak ettim acaba ölsem kalsam beni merak edecek biri olacak mı diye.. Yoksa tam da tahmin ettiğim gibi kimsenin g*tünde bile diil miyim?? Bazen diyorum ki, arkadaşlarıma başka biriymiş gibi mesaj gönderip,






"Merhaba ben Polly'nin bi arkadaşıyım, Polly şu an ölüm döşeğinde ve son bikaç aydır onu hiç arayıp sormadığın için vicdan azabı duymak istersin belki diye rahatsız etmiştim"




şeklinde bi harekete girsem, faydalı olur mu ki? Acaba eskiden de böyle miydi yoksa bi sevgilim var diye onunla ilgilenmekten farkında diil miydim bu durumun? Alla alla noluyo ki annamış diilim :s İşin manyak tarafı ise doum günümde saat on ikiyi bir dakika geçtiğinde telefonum kilitlenir. Deli gibi doum günümü kutlayanlar, "Sen eşsiz bi arkadaşsın, özelsin, tüzelsin, güzelsin.." diye döktürenler.. Ee nerdesiniz abi? 364 gün hatırlama, 365 gün 6 saatin sonunda "Haydin doum günün kutlu ossunnn" de! E yemem ki ben bunu....







He şimdi okudun ya bu yazıyı, gidip bikaç arkadaşını ara, bu ne duyarsızlık yaa kendi hayatını düşünmekten başkalarına zaman ayıramaz olmuşsun peehh! Arkadaş mısın sen bee! Hadi ordan... (Oh be rahatladım :P )

Ödüllendiim :)


Uzun zamandır uğrayamıyordum buralara ve http://hayalmeyalbuschra.blogspot.com/ tarafından ödüllendirildiğimi öğrenince ne yalan söliim acayip keyif ve sevinç kapladı bünyemi :) Tekrar çook teşekkür ediyorum kendisine.. Efenim bunun akabinde şunlar yapılmalı imiş;


1- Ödülü veren kişinin linkini yayınlamak
2- Ödülü verdiğin kişilere mutlaka haber vermek
3- Bu ödülü verdiğin kişilerin linkini vermek



Benim ödüllerime gelince;

kendisi ödül almış fakat bi ödül de ben vermek istiyorum http://caramelia22.blogspot.com/ (bilmiyorum sakıncası var mıdır ama verdim gittii),


Ödülleri verip kaçıyorum, pası ödüllenen arkadaşlara atıyorum :) Sevgiler.. :)